17 Nisan 2016 Pazar

Göğün Kanatlarından Bir Mektup




Özgürleştirilmiş gökyüzünden yazıyorum bu mektubu sana
Kana bulanmış güvercinlerden bir demet yolladım şakaklarına
Buğusu sönmemiş umutlar fırlatıyorum, bulutların şarkısı bu
Hisset, iki rakam arasında çırpınan hislerin kesif kokusunu
Gözlerini aç, başını kaldır, esip gürle karanlığa
Gülümsemelerini rehin bırakma, eşkıyaların şafağına
Ayağa kalk, dik tut başını ve üfle hikayesi buruşmuş kağıtlara
İlk nefesin bu, hediyen topallıyor umutları sönmüş yarınlara
Sisli bir hatıralar gecesinden yazıyorum bu mektubu sana
Bacakları titreyen yakamozlar getirdim, yarım rüyalarına
Diren ışıkların busesiyle hareketlenen göz kapaklarına
Ölümsüzlüğü hatırlat, bitkin düşmüş kalp kaslarına
İradesi yenik düşmüş bir melek düştü semalarıma
Gözlerinden yağmur damlıyordu, toprağın kasıklarına
Endemik düşler üflüyorum, zihnimin göğüs zindanına
Defalarca düşmekten usanmayan dirsek temaslarına
Yoksul bir beton dairesinden yazıyorum bu mektubu sana
Şatafatlı hislerim yok, yetmiyor cebim üzüm mezarlığına
Ciğerlerime dolan nefes çaresiz, ulaşamıyor kapılarına
Ajite edilmiş dizeler üflüyorum, parmak uçlarına
Zihnim kimyasal bulanmış, yorgun ses dezenfektanlarına
Ritmik hezeyanlar üflenmiş yıkık şehrimin duvarlarına
Eksiltili imgelerden dökülen mayalara aldanma
Tek bir nefes daha kaldı puslu nikotin bulantılarıma