22 Kasım 2015 Pazar

Götün Yabancılaşması



Götümüzü yapıştırdığımız koltuklar kadar biçildi ömrümüz. Zihnin ekranla bütünleşmesine paralel olarak, götümüz de koltukla birleşti, bütünleşti. Derimizin bir parçası haline gelen, götün rahatı için dizayn edilmesinin ardından, götümüzün yabancılaştığı koltuk, artık basit bir araç değil, sivil itaatsizliğin laçkalaşmış bir karikatürü pozisyonunu aldı. Rahata alıştırdılar, böylece sokaklardan toplayabildiler götümüzü. Eskiden taş görürdü, sokağı koklardı, sistemi korkuturdu oturmanın başkaldıran manifestosu. Şimdi, beynimizi içen ekranların karşısında, kuyruk sokumu kanatan bir mezar taşına evrildi. Rahata alıştırmayın götünüzü, kaldırın, hava aldırın, isyan etmeyi öğretin. Rahatlık özgürlüğün her zaman düşmanı olmadı, ama düşmanların çok kolay kullanabildiği bir araçtı daima. Sırtı düğmeli deri koltukların karakteristiğini kazandığı burjuva ve plütokrat makamları kadar, pikseller karşısında büzülen gözleri takip eden, sıcaklıktan göt terleten koltuklar da, evlerin pencerelerini görünmez demir parmaklıklarla çeviren sedatiflere dönüştü. Evet, götümüzü de uyuşturmayı başardılar. Her gün farklı bir yanağına vurulan iğnelerden farklı olarak, ilacın damarların arasındaki sirkülasyonu ölene kadar devam edecek. Çünkü, ölene kadar ilaç alımlamayı devam edeceğiz. Gözlerimiz ekrana, götümüz koltuğa yapışık kaldığı sürece, sadıklaşacaklar. İsyankar kimliklerini unutacak ve sadece yaşamsal faaliyetleri sürdürecekler. Gözünüzü eğittiğiniz kadar, götünüzü de eğitin, hiçbir organ tek başına kurtulamaz. Mide kadar göz de, kulak kadar göt de tutsaktır ve tek bir organımız sanal parmaklıkların ardında kaldığı sürece, hiçbirimiz özgürleşemeyeceğiz.