12 Ekim 2014 Pazar



Son damla dize, kalemimden beyaz bir gökyüzüne döküldü. Hayallerimi üzerine kurduğum şehir, imgesel Olimpos'tu, benim kurgusal evrenimde. Umutlarım kadar beyaz, kırıklıkları kadar karanlıktı dipleri. Düşsel cennetimin kapılarını açan anahtarı kağıda batırdım ve ilk harf darbesiyle, giriş iznimi aldım.

Kelimelere dökülen dünyaya zihnimle bastıkça, benliğimin bilmediğim yerlerine seyahat ediyorum. Kalemimi varolmayan bir yola sapladım, imgelerimin kayganlaştırdığı ucu, evrenin en iyi sürat motoruydu. Rüzgarına kapıldım hayallerin, en sikik alışkanlığımdır, gözlerim kapalı olduğu zaman görmek. Gözkapağımın gökyüzü olduğu dakikalarda, karanlık bir tuval üzerine, boktan pembe tablolar çizerim. Kalemimi imge paletime batırdım ve daha önce kimsenin görecek kadar yakınlaşmak istemediği bir dünya yaratmaya başladım.

Dokunamadığım bir gökyüzü yarattım önce. Uzaktı, imkansızdı, sonsuzluk ilüzyonu içime işliyordu. Derimin altına işleyen bir soğuk yarattım sonra. Mazoşist bir yaratıdır sanat, gerçekle karşılaştığında kırılacak ve içini kanatacak hayaller yaratmasıdır insanın. Umutsuzluğun soğuğunu içimde hissettikten sonra, bir Güneş'in iyi olabileceğini düşündüm ve aydınlık bir küre koydum, kağıt üzerindeki evrenime. Anında pişman oldum, yarattığım hayalin aydınlığını görünce. Damarlarına kadar karanlığı özümsemiş bir zihnin alabileceğinden fazla sıcak ve aydınlıktı. Sonra, renklendirme işine koyuldum. Renksiz dünyalara alışkın değilim. 

Gökyüzü mavi olmalıydı, ulaşamadığın umutların kalbini yaktığı renk. Umut kanı. Güneş kesinlikle sarıya boyanmalıydı, gözümü kamaştıran hayaller serpiştiriyordu üzerime. Geri kalanı içinse, harf dolu paletimden ne gelirse serpiştirdim tuvale. Renk körü imgeleri sevemedim bir türlü. Kalemi palete batırdım ve renklendirmeye başladım. Alabildiğine imge kustum, kurgusal evrenimin orta yerine. Bir sonraki boşluğa ne geleceğini önceden düşünememecesine harflere boğuldum. Art arda gelen harf darbelerinin ardından, yarattığım evren bir kağıdın üstünde, masanın kenarında duruyordu. Yüzüme bakan anahtarlar, bana sahte umutlar aşılıyordu. 

Bir rüya daha bitti, bir kalem daha paslandı
Yanan sigaranın dumanında kayboldu hisler
Külünün düştüğü yerler doldu imge izlerimle
Bambaşka bir düş, bambaşka bir umut
Gözlerimden düşen her yağmur
Yeni bir şiir, kağıdın dudaklarında 
Kanayan duygular kanattı gökyüzünü
Bulutlar kan ağlar benim mevsimimde.